İstanbul Galata Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Galata, İstanbul Galata Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
KOMUT, YAZDIR, ÜRET: YAPAY ZEKÂ VE 3B BASKI İLE YENİ BİR MİMARİ ZEKÂ
(2026) Erdoğan, Seda; İmir, Sena Nur
Bu çalışma, yapay zekâ (YZ) destekli üretici tasarım araçları ile üç boyutlu beton baskı (3DCP) teknolojilerinin mimarlığa entegrasyonunu ve yenilikçi bir mimari paradigmanın potansiyelini incelemeyi amaçlamaktadır. Geleneksel tasarım süreci; sezgisel, insan odaklı yaklaşımlardan uzaklaşarak komut temelli algoritmik yönlendirmeler ve otomasyona dayalı üretim modellerine evrilmektedir. Bu bağlamda, YZ tarafından üretilen formlar 3DCP teknolojileriyle doğrudan yapılara dönüştürülerek; veri odaklı tasarımdan üretime uzanan bütünleşik bir iş akışı mümkün hâle gelmektedir. Çalışma, dijital tasarım çağında mimarlığın yeniden tanımlanışını ve YZ ile 3B baskının birlikte nasıl yeni bir mimari zekâ oluşturduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu amaçla, literatür taramalarının ardından; YZ temel prensipleri kullanılarak Python programlama dili ile parametrik bir senaryo tabanlı hesaplamalı model geliştirilmiştir. Geliştirilen model, teknik ve çevresel kısıtlar altında 156 temel senaryo üretmiş ve kişiselleştirilmiş kullanıcı gereksinimleri eklendiğinde senaryo sayısını 572'ye çıkararak, entegrasyonun potansiyelini göstermiştir. Bu çalışma, gerçek ölçekte uygulanmış bir prototip sunmaktan ziyade, üretilebilir mimari senaryoların kavramsal ve hesaplamalı olarak modellenmesine odaklanmaktadır. Araştırmada, literatürden türetilen teknik, çevresel ve kullanıcıya bağlı parametreler, Python tabanlı senaryo üretimine dayalı bir hesaplamalı model aracılığıyla analiz edilmiştir. Süreç yalnızca teknik bir yenilik değil; yaratıcı özne, müelliflik, etik, bilgi üretimi ve mimarlık eğitimi gibi kavramlar üzerinden eleştirel bir bakışla değerlendirilmektedir.
CHATGPT OKURYAZARLIK ÖLÇEĞİNİN TÜRKÇEYE UYARLANMASI; GEÇERLİLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI
(2026) Arslan, Rahim; Karaman, Mesut
Bu çalışmada Lee ve Park (2024) tarafından geliştirilen “ChatGPT Okuryazarlık Ölçeği’nin” Türkçe versiyonunun geçerlilik ve güvenirlik çalışmasını gerçekleştirmek amaçlanmıştır. Bu psikometrik çalışma bir devlet üniversitesinde uygulanmıştır. Çalışma 648 üniversitesinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler, Mayıs-Haziran 2025 tarihleri arasında çevrimiçi bir anket ve kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 ve AMOS 24 programları kullanılmıştır. Ölçeğin psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla madde analizi, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, yakınsak ve ıraksak geçerlilik istatistikleri, Cronbach Apha iç tutarlılık katsayısı, bağımlı örneklem t-testi ve sınıf içi korelasyon analizleri uygulanmıştır. Ölçeğin Kapsam Geçerlilik İndeksi 0,92’dir. Ayrı örneklemlerde yapılan Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi DFA sonucunda uyarlama yapılan orijinal ölçekteki ile benzer şekilde toplam 25 madde ve beş alt faktör doğrulanmıştır. Ölçeğin Cronbach Alpha değeri her iki örneklem için de 0,90'ın üzerindedir. Beş faktörlü yapıda toplam varyansın %72,275’ini açıklanmıştır. AFA’da elde edilen 25 maddelik ve beş faktörlü yapı DFA’da doğrulanmış, yakınsak ve ıraksak geçerlilik istatistikleri sağlanmıştır. Test-tekrar test sonuçları ölçeğin yüksek güvenilirliğe sahip olduğunu göstermiştir. ChatGPT okuryazarlık ölçeği, bireylerin ChatGPT okuryazarlık algılarının değerlendirilmesi için geçerli ve güvenilirdir.
MİCHELİN REHBERİ’NİN İSTANBUL VE İSTANBUL’DAKİ RESTORAN İŞLETMELERİNE OLASI ETKİLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
(İstanbul Gelişim Üniversitesi, 2022) İbiş, Salim; Çakmak, Muzaffer; Coşan, Dilek
Restoranlar, insanların temel gereksinimi olacak yeme içme ihtiyaçlarını ev dışında karşılamak amacıyla ortaya çıkmış işletmelerdir. Bu işletmeler her geçen gün nicelik olarak artmakla birlikte nitelik olarak da gelişmektedir. Tüketicilerin bu işletmelerden beklentileri her geçen gün değişmekle birlikte işletmeler arası rekabet de artmaktadır. Bu durum restoran işletmeleri arasında bir değerlendirme sürecini başlatmıştır. Dünya genelinde kabul görmüş önde gelen restoran değerlendirme rehberi Michelin Rehberi’dir. Bu çalışmanın amacı Michelin Rehberi’nin başta İstanbul’daki restoran işletmeleri olmak üzere, etkilerini literatürdeki araştırma sonuçlarından faydalanarak ortaya koymaktır. Bu amaçla farklı destinasyonlara ve farklı işletmelere yönelik daha önce yapılmış çalışmaların sonuçlarından yola çıkılarak uygulamanın İstanbul ve İstanbul’daki işletmelere olası etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonuçları, Michelin Rehberi’nin İstanbul’da değerlendirmelere başlamasının; yiyecek içecek sektörünün gelişmesine, İstanbul’un bir gastronomi merkezi olmasına ve buna bağlı olarak nitelikli istihdam olanaklarının gelişmesine katkı sağlayacaktır. Bu sürecin aynı zamanda, inovasyon kültürünün geliştirmesine katkıda bulunurken lezzet ve kalite standartlarının yükselmesini beraberinde getireceği düşünülmektedir. Bununla birlikte geleneksellikten uzaklaşma, yerel mutfağın olumsuz etkilenmesi gibi bazı olası tehditlerin de ortaya çıkabileceği düşünülmektedir.
Nanotechnology in Endodontics and Prosthodontics: Current Advances and Future Perspectives
(Tehran University of Medical Sciences, 2026) Amini, Parviz; Jafari, Elahe; Abbasi-Asl, Masoumeh; Haghverdi, Fatemeh; Motiei, Mehrnaz
Nanotechnology has emerged as a transformative force in modern dentistry, offering unprecedented advancements in both endodontics and prosthodontics through the manipulation of materials at the nanoscale. This review synthesizes current knowledge on nanotechnology applications in these fields, evaluating their impact on treatment outcomes, material performance, and patient care while critically addressing associated challenges and future research directions. In endodontics, nanoparticles have revolutionized root canal therapy by enhancing disinfection efficacy through superior penetration into dentinal tubules, significantly reducing reinfection risks and improving antimicrobial action. Nanomaterial-enhanced sealers and obturating materials exhibit improved mechanical properties, including increased strength, fracture resistance, and adhesion, thereby extending treatment durability. Furthermore, nanotechnology facilitates pulp tissue regeneration via targeted drug delivery systems and scaffolds that support stem cell differentiation and tissue revitalization. In prosthodontics, nanomaterials have dramatically improved the aesthetic and functional quality of dental restorations by closely mimicking the natural optical and structural properties of teeth while enhancing mechanical strength, wear resistance, and longevity. The integration of nanoparticles into prosthodontic materials has also resulted in superior surface hardness, modulus of elasticity, and reduced polymerization shrinkage, alongside antibacterial properties and controlled therapeutic agent delivery that promote oral health and patient comfort. Despite these promising advancements, significant challenges remain, including concerns regarding long-term biocompatibility, cytotoxicity, systemic toxicity, and environmental impact of nanomaterials. The lack of standardized regulatory frameworks and comprehensive clinical safety data further complicates their widespread clinical adoption. Future research must prioritize rigorous preclinical and clinical investigations to establish robust safety profiles, develop application-specific regulatory guidelines, and advance innovative technologies such as smart stimuli-responsive materials, personalized nanotherapies, and nanorobotic interventions. Sustained interdisciplinary collaboration among researchers, clinicians, and regulatory authorities will be essential to fully harness the transformative potential of nanotechnology in dentistry while ensuring patient safety and improved therapeutic outcomes. © 2026 Tehran University of Medical Sciences. All rights reserved.
Effect of different laser modalities and treatment methods on the surface roughness and alterations of 3D printed resins and PEEK: An in vitro study
(Elsevier, 2026) Karabağlı, İrem Çelikyürek; Çopuroğlu, Akanay; Kayahan, Zeynep Özkurt; Özyılmaz, Özgün Yusuf
Statement of problem The effects of laser irradiation, airborne-particle abrasion, and electrolytic cleaning on the surface roughness of 3-dimensionally (3D) printed resin and PEEK healing abutments remain unclear. Purpose The purpose of this in vitro study was to examine surface changes after different treatment methods were applied to the surfaces of the different 3D printed resin and PEEK materials used as custom healing abutments. Material and methods Disk-shaped specimens (3×10 mm) were fabricated from three 3D printed resins (VarseoSmile TriniQ, Saremco Print Crowntec, C&B Ceramic Resin) and PEEK (CopraPeek) (N=240). Specimens were assigned to 5 surface treatment groups: erbium-doped yttrium aluminum garnet (Er:YAG), neodymium-doped yttrium aluminum garnet (Nd:YAG), diode laser, airborne-particle abrasion, and GalvoSurge (n=48). Surface roughness (Ra) was measured at baseline (T0) and after treatment (T1). Representative specimens were examined using scanning electron microscopy (SEM). Data were analyzed using nonparametric tests (α=.05). Results Airborne-particle abrasion and Er:YAG significantly increased surface roughness in all groups (P<.05). The highest roughness was observed in the Crowntec–airborne-particle abrasion group (0.89 ±0.09 µm), and the lowest in the TriniQ–GalvoSurge group (0.09 ±0.02 µm). GalvoSurge caused no significant change in TriniQ and PEEK but increased roughness in C&B and Crowntec. Nd:YAG showed no effect in TriniQ and C&B but increased roughness in Crowntec and PEEK, while diode laser affected only Crowntec (P<.05). SEM analysis confirmed treatment-dependent surface morphology changes. Conclusions Surface treatments altered resin and PEEK surface properties. Airborne-particle abrasion and Er:YAG laser treatments resulted in the greatest increases in surface roughness, while GalvoSurge and diode laser treatments generally caused minimal or nonsignificant changes.



















